not modern, overmodern

neden mimarlık yapmıyorum?

In Genel on 18 Kas 2011 at 17:53

Geçenlerde neden mimarlık yapmadığımı hatırlamaya çalıştım. Mimarlık yapmayacaktım çünkü benim bildiğim mimarlık zaten Türkiye’de yapılmıyordu, parası olanın mimarlık kültürü yoktu ve yaratıcılığımın engin denizlerinden çıkan tasarımlarımın değeri asla bilinmeyeceğinden onlar asla inşa edilemeyecekti. Okulda bize yaratıcı olmamız gerektiği öğretilmişti her şeyden önce ve bence yaratıcılık bildiğimiz mekanlardan bambaşka deneyimler oluşturmak demekti. En nihayetinde zaten yapılmış binaların benzerlerini tasarlayacaksam, ne anlamı vardı mimarlık yapmamın?

Şimdi artık yıllar geçti mezuniyetin üzerinden, zihnimdeki mimarlığın tarifi de değişti. Mimarlık, tabi ki çok farklı mekan deneyimleri sunabilir, ama ne için? Sırf deneyim için mimarlık yapılması tuhaf olmaz mı? Hele de sırf yaşanabilir mekanlara olan gereksinim bu kadar fazlayken? Yaratıcı olmak iyi, güzel, hoş da bunun kime faydası var: mimarlık kültürüne mi yoksa kente yeni bir ikon kazandırarak adını daha da büyük harflerle yazdırmayı başaran şirketlere mi? Sanki ikincisi ve biz mimarlar da bu satılık yaratıcılıklarımızla dünyayı değiştirebileceğimizi söyleyip durursak herkesi buna inandıracağımızı zannediyoruz.

Oysa sadece iyi bir bina yapmak, gerçek insanların gerçek sıkıntılarına çözüm getirmek, sırf yaşanabilir bir mekan önererek insanların hayatlarına bir artı katmak demek olabilir mimarlık. O zaman ben herhangi bir kente imzasını atarak sonsuza dek yaşayan bir mimar olmam da birkaç insanın hayatını değiştirerek onlar tarafından hatırlanan bir insan olurum. Okuldan mezun olurken ilki nasıl çekici geliyorsa, şimdi de ikincisi beni heyecanlandırıyor. Mimarlık sadece bir yöntem, dünyayı kendimizce modifiye etmek için, yazmak da öyle…

 

 

 

istanbul’a tema parkı lazım mı ki?

In Genel on 05 Eyl 2011 at 13:05

İstanbul’un tema parkına ihtiyacı var mı? Neden olsun ki? İstanbul sonradan yaratılmış sıkıcı bir Amerikan kenti değil ki. Tema parklarının asıl olayı, kentleri sıkıcı binalarla örülü kentliler için bir rekreasyon ve simülasyon mekanı oluşturmak; bu yolla onları boş zamanlarında kitap okumak, ülkelerinin ne kadar kötü yönetildiğini düşünmek gibi zararlı etkinliklerden uzak tutmaktır. İstanbul sıkıcı değil ve İstanbullular kitap falan da okumuyor zaten. Öyleyse ne gerek var bir tema parkına?

Ama yapılıyor ve Kanyon’dan tanıdığımız mimarlık ofisi Gensler de tasarlıyor. Çok lazımmış gibi “İstanbul’un ve Türkiye’nin ilk tema parkı” diye tanıtılıyor. Bugüne dek tema parkı yapmanın neden kimsenin aklına gelmemiş olduğu hiç sorgulanmaksızın koşar adım Halkalı gibi TOKİ’leştirilmiş ve marjinalleştirilmiş bir alana konduruluverilecek bu proje. Yakışır doğrusu.

 

 

dünyayı kurtarmak neden mimarlara düşüyor?

In Genel on 22 Haz 2011 at 17:35

Balkanlardaki mimarlık üzerine bir toplantı yapılmış, ortak kültürler, Asya-Avrupa arasında kalmışlık gibi konuları masaya yatırmışlar. Haberim olsaydı izlemek isterdim, çünkü son bir iki yıldır orada mimarlık adına ilginç gelişmeler olduğunu internetten takip ediyorum. Her neyse bu etkinliği arkitera.com‘daki bir haberden öğrendim, orada okuduklarım üzerine değil de haberin başlığı ve Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu’nun sözleri üzerine aklımda oluşanları paylaşacağım.

Başlık şu: “Balkanlar’da Son 20 Yılda Yaşanan Travma Mimarlık Sayesinde Atlatılabilir mi?”

Eyüp Muhcu’nun sözleri ise şunlar: ”Toplumlar arası barışın sağlanması, insanların huzuruna ve kentlerde mutlu yaşamasına bağlı ve bu da mimarların sorumluluğunda.”

Mimarlık, diğer birçok meslek gibi insanlara hizmet ediyor, evet. Ama doğrudan hayat kurtarıcı rolünü üstlenen doktorlar mesela Balkanlarda yaşanan travmanın atlatılmasında tıbbın rolü ne olabilir diye düşünürken kendilerini buluyorlar mıdır? Sanmam. Mimarlar neden peki bu dünya kurtarma söyleminden, böbürlenmesinden kendilerini alamıyorlar? Tarihte acaba hiç örneği var mı dünya  kurtarmış mimarın? Diğer yandan Balkanlar o travmayı neden yaşıyor? Etnik çatışmalar, savaşlar değil mi o travmanın kaynağı? Yoksa mimarlar orada bilmediğimiz birtakım kirli işlere bulaştı da şimdi o travmayı atlatmak onların mı görevi oluyor?

Toplumlar arası barışı mimarlar mı bozdu ki onu temin etmenin sorumluluğu onlara yükleniyor? Mimarlar da her insan kadar sorumlu bundan, nedir bu burnu büyüklük, bu böbürlenme? İnsanların mutsuzluğu açlıktan, işsizlikten ya da diğer sosyal olanaksızlıklardan değil de yalnız ve yalnız kötü kentlerden mi kaynaklanıyor? Sosyal meseleler çözülse bu zaten mekansal olarak kendini göstermez mi? Önce güzel kentler yapalım da insanlar mutlu olsun, bu mutlulukla karınları doyar diye bir görüş olabilir mi? Benim toplumsal barışı sağlamaktaki rolüm bakkaldan neden fazla olsun ki? Dünyayı kurtaracak tek süper kahraman mimar olarak bu sorumluluğu paylaşacağım başka meslekler arıyorum. Gönüllüler bir adım öne çıksın lütfen!

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.